Anestezi Kullanımı

Amerikan Plastik Cerrahları Birliği (ASPS)’ne göre bütün estetik cerrahi işlemlerin 80%’inden fazlası hastane ortamı dışında gerçekleştirilmektedir. Ofiste gerçekleşen cerrahi işlemlerin sayısı katlanarak artmaktadır, plastik cerrahlar etkili anestezi sağlamak için daha az invaziv yollar denemeye başlamışlardır: sedasyonlu lokal anestezi. Girişimsel anestezi için kullanılan iki temel sedasyon türü vardır: (1) derin sedasyon (DS), ya da monitörize anestezi bakımı (MAB) ve (2) bilinçli sedasyon (BS).

Alanda iyi bilinen bu iki tekniğin de başarısı plastik cerrahi, ağız ve çene cerrahisi, otolorengoloji (kulak-burun-boğaz bilimi), kardijoloji, gastroenteroloji (sindirim bilimi), göğüs hastalıkları, girişimsel radyoloji ve dermatolojiyi kapsayan çok sayıda cerrahi ve cerrahi olmayan uzmanlık alanında yayılmıştır. Başarılı sedasyonun kritik bileşeni bu bölümde vurgulayacağımız etkin lokal anesteziyi sağlamaktır. Bilinçli sedasyon havayolu açıklığı ve solunum güdüsünü sağlarken gevşemenin rahat haline yol açan değiştirilmiş bilinç durumu olarak betimlenir. Bilinçli sedasyon (BS) süresince, hasta sözlü ve fiziksel uyarıcıya cevap vermeye yetkindir.

Bu da DS ve BS teknikleri arasındaki ayırıcı farktır. DS süresince, hasta havayolu açıklığı ve solunum güdüsünü sağlar, ancak genellikle uyarıcıya cevap veremez. Sedasyon tekniklerinin geleneksel genel anestezi teknikleri üzerinde kanıtlanmış avantajlarıvardır. Genel anestezinin aksine, BS ve DS’nin altındaki hastalar entübasyon ihtiyacını karşılayarak havayolu korumasını ve solunum güdüsünü üretebilmektedirler. Bu da tek başına bile genellikle mekanik havalandırma ile ilişkilendirilen ağrı, ödem, hasar ve zatürre gibi havayolu komplikasyonlarının gelişmesini önler. Buna ek olarak, genel anestezi altındaki hastalar hareketsiz olmalarına ve alt ekstremite kas elastikiyetine sahip olmamalarına rağmen; BS ve DS altındaki hastalar derin venöz trombozu (DVT) ve pulmoner embolusa yol açacak venöz yetmezliğini ortadan kaldırarak alt ekstremite kas sistemini kapayacak yeteneğe sahiptirler.

Bu özellikle işlem boyunca pozisyonlarını değiştirmelerine izin veren sedasyonun daha hafif olduğu bir durumda olan BS hastaları için çok doğrudur. DVT riskinin bilinçli sedasyon alanlarla karşılaştırıldığında genel anesteziye maruz kalanlarda üç katı fazla olduğu bu alanda rapor edilmiştir. Sedasyon tekniklerinin diğer avantajları inhalasyon anestezik ve/veya yüksek dozda uyuşturucu kullanılmadığı için daha düşük oranda ameliyat sonrası mide bulantısı ve kusma olayları ile çok az sayıda planlanmamış hasta kabullerini içermesidir. Bununla beraber, işlem sonrası iyileşme, BS ve DS tekniklerinde kullanılan çoğu sakinleştirici tedavinin kısa yarılanma süresinin bir sonucu olarak daha hızlıdır. Sedasyon teknikleri genel anestezi üzerinde birçok avantaj sağlamasına rağmen, birkaç kayda değer dezavantaja da sahiptir. Hastaların tamamen uyuşmuş olmadıkları için, ameliyat sırasındaki işlemi ve ağrı hissini anımsamaları riski vardır.